30 Aralık 2018 Pazar

Yeni Yıl Yeni Kararl- hahaha hayır.



Bu yayını bu şarkı eşliğinde yazıyorum. Siz de okurken dinleyebilirsiniz ^^

Sevgili blogum ve arkadaşlarım, işte bir yılın daha sonuna geldik. Yeni yıl kararları almamayı öğrendim uzun zaman önce o yüzden bu bir eski yıla bakış yazısı olacak. Bakalım 2018 benim için nasıl geçmiş..

2018 benim için çok sarsıntılı ve değişken bir yıl oldu. Gerek üniversite sınavına tekrar hazırlanmam gerek üniversite kazanmam gerekse yazın kendi paramı kazanmam sürekli inişli çıkışlıydı her şey. Bu yılda daha büyüdüğümü ve olgunlaştığımı hissedebiliyorum. 

Öncelikle dönem başında sınav için gittiğim dershane o kadar kötüydü ki.. Bu seneki yazılarımdan bulabilirsiniz, ortamım aşırı tuhaftı ve her türden insanla karşılaştım. Bence bu yetişkin olabilmenin ilk adımıydı. Çünkü ileride eminim değişik insanlarla karşılaşacağım ve onlardan kaçamayacağım zamanlar olacak. Patronum, iş arkadaşım veya öğretmenim vs. İnsanlara katlanabilmeyi ve istemesem de ortama uyum sağlamayı öğrendim.

Daha düzenli oldum diyebilirim. En azından günümü planlamayı öğrendim ve biraz daha minimalist yaşamaya başladım. Gereksiz harcamalar yapmıyorum ve para idaresi konusunda iyileştim.

Sanırım biraz gerçekçi olmaya başladım. Bilemiyorum bu artık üniversiteye geçmenin verdiği bir ağırlık mı ama kararlarımı daha düşünerek veriyorum artık. Duygularımdan daha çok -ah bunu yazmak çok acı veriyor bana- aklımı kullanmaya başladım. Çünkü buranın hayalperestlere göre bir yer olmadığını biliyorum artık...

Bu sene yukarıda da yazdığım gibi ilk defa kendi paramı kazandım. Salda Gölü'nde bir gözlemecide çalıştım yaklaşık 1,5 ay. Gerçekten çok yorucuydu ama benim için muhteşem bir deneyim oldu. Tuhaf müşterilerle karşılaştım, hoş sohbet insanlar da vardı. Ama en çok hoşuma giden kendi ayaklarım üstünde durabilme hissiydi. Bu zamana kadar hep ailemden harçlık alıyordum ve kötü hissediyordum biraz. O yüzden kendi paramı kazanmak bana iyi hissettirdi :')

Yine de bu senenin çok verimli geçtiğini söyleyemeyeceğim. Yapmak istediğim şeyleri yapamadım böyle sınav geçince şunu şunu yaparım OooooO diyordum aah ah gençlik işte :DD

Umarım 2019 sağlıkla ve huzurla geçen bir yıl olur. Artık tek temennim bu yönde. Sağlık olduktan sonra gerisi teferruat gibi geliyor :')

Herkese Mutlu Yıllar!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Umarım 2019 size şans, mutluluk ve süperli şeyler getirir *^*


29 Aralık 2018 Cumartesi

Nerelerdeyim ve Yeni Yıl

Bu satırları çok utanarak yazıyorum çünkü zun zamandır aktif değildim buralarda ve taslaklarda yazıp yazıp yarıda bıraktığım çok fazla yayın var... Bu yazıyı bile 10. kez taslaklardan çıkarıp yazışım :c

Twitterdan bana ulaşıp blogumun olduğunu hatırlatan değerli blogger arkadaşım Talha'ya da buradan teşekkürlerimi sunayım :')

Şimdi gelelim neler yaptığıma. Aslında çok da bi şey yapmadım. Okçuluk kursuna başladım yeyy Okulun kursuna katıldım ve bence iyi gidiyorum (kesin öyledir atlantisli hocalar da böyle düşünüyodur %100) umarım okul takımına girebilirim. Bu arada kurs hep  hafta sonu oluyor o yüzden boş zamanlarım hep gitti, hiçbir şeye vakit bulamıyorum. Sonra sınavlar mınavlar okul fena gitmiyor ama ingilizcemi biraz bozdum... Öğrendiğim her grammer kuralında ingilizcem yavaşlıyor çünkü öğrendiğim şeyleri kullanmaya çalışıyorum, yüz saat düşünüyorum konuşurken. Eskiden böyle değildim aah ah direk konuşurdum.

Okul demişken dün itibari ile hazırlık dönemini kapatmış bulunuyorum yani inşallah. Geriye sadece bir final sınavım kaldı ondan da geçer not alırsam bölüme geçiyorum yeyyyy (Güncelleme: Bu yazıyı yazarken geriye sadece bir sınavım kalmıştı ama essay sınavımız bir kopya skandalı sonucu iptal oldu bu haftasonu tekrar essay sınavı var........................) Dün sınıfta bir veda partisi yaptık ve itiraf edeyim çok üzüldüm. Çünkü ilk defa bir sınıfımı ve öğretmenlerimi bu kadar sevmiştim. Umarım bölüme başladığımda da hocalarım iyi olur ;; Öğretmenler öğrenci performansını o kadar etkiliyor ki... 

Yeni sömester için biraz gergin biraz da heyecanlıyım. Üniversite hayatımın ilk yarı yılı bitti bile :O Zaman, yaş ilerledikçe daha mı hızlı geçiyor yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama hayat çok çok hızlı devam ediyor ve ben yetişemiyormuş gibi hissediyorum. Vaktimi daha doğru değerlendirmeliyim sanırım yeni yıl için alacağım ilk karar bu olsun :')

BİRAZDAN YENİ YIL yazısı yazacağım için bu yazıyı kısa kesiyorum. Bir sonraki yayında görüşmek üzereeeeeeeeee!


11 Kasım 2018 Pazar

Kıbrıs Gezim yeeyyy

Heyy nasılsınızzzz?? Sanırım acilen üzüldüğüm an bloga yazamaya bırakmalıyım çünkü blog ağlama duvarı gibi olmuş.. Neyse en sondaki Ekim yazımı yazdıktan 14 gün sonra doğum günüm için Kıbrıs'a, arkadaşımın yanına gittim yeyyy Aşırı pahalı bir doğum günü hediyesi olunca döndüğümde babamlar ben doğmamışım gibi davranmayı tercih ettiler D::::::::::

Yandaki aşırı yüksek kaliteli:D fotoğraf Girne'deki marineden. Umarım doğru yazmışımdır. Toplamda 4 gün kaldım Kıbrıs'ta ama Mağusa ve Güzelyurt hariç çoğu yeri gezdik sanırım.

Arabanız yoksa Kıbrıs'ta hayat çok zor. Bizim yoktu mesela sürekli otostop çektik. İkinci ya da üçüncü gündü sanırım gece saat 11.30, otobüs gelecek 12'de..... Ama hava da aşırı soğuk, 3 kız parkta birbirimize yapışştık ısınmaya çalışıyoruz sonunda ben dedim ki arkadaşlar olmayacak otostop çekelim. Kızlar tamama falan çıktık yola ama yol da tenha araba gelmiyor. Sonunda bir araç durdu ben görmemişim arkadaşım elif dedi bi çevirdim kafamı KAFASI T ŞEKLİNDE KAZILI BİR ÇOCUK... Arkadaşlarım binelim dediler ARABAYA Bİ BAKTIM TEK KAPILI......... Yani allahım yargılak gibi olmasın ama kafası çinçin saçı olan biri + tek kapılı araba çok hoş bir kombin olmadı... Arabada giderken kafamda hep çocuk bize saldırırsa diye alternatif kaçma planları kurdum ama araba tek kapılı olunca hep boşa çıkıyordu plalarım. Neyseki organlarımız sağ sağlim vardık eve.....



Yine Girne'den aşırı(?) kaliteki kordon fotoğrafı

A bi de Girne kordonda gezerken yorulup banklara atırdık ve birisi yanımıza gelip "pardon lavobaya gidecektim tezgaha bakar mısınız?" bir bilezik tezgahıydı ve hemen yazın salda gölü'nde çalışma skillerimle geçtim tezgah başına ve yaklaşık 10 dakika içinde bilezik sattım iki tane. Tezgah sahibi gelince şaşırdı ve siftah yapmışsınız, ücret sizde kalabilir diyince üzüldüm çünkü saat akşam 5 civarıydı :( O saate kadar hiç satış yapamamış. Ben de yOOoOo diyerek ücreti verdim. Umarım biz gittikten sonra bir şeyler satabilmiştir.

Tamam bu kadar goygoy'dan sonra biraz Kıbrıs'tan bahsedeyim. Aşağıda bahsedeceği yerler Girne Kapı diye geçiyor ama Girne'de bile değil.

Kıbrıs'ın Rum ve Türk kesimi diye ayrı ayrı olduğunu mutlaka biliyorsunuzdur. Lefkoşa iki tarafın da başkenti ve şehrin belirli bir kesiminden sonra görseldeki teller ile ayrılıyor taraflar. Bu yönü ile Lefkoşa dünyada iki ülkenin de başkenti olan tek şehirmiş. 

Çok ilginç, telin o tarafı ve bu tarafındaki hayatlar çok farklı. Bakarken bile fark ediyorsunuz. Bir anda türkçe tabelalar rumcaya dönöyor, yolda yürüyen insanlar farklı bir dille konuşuyor ve bunların hepsi demir bir tel sayesinde. 

Bu fotoğrafı kamera merceğini tellerin arasından sokarak çetim lololo Rum sınırını koruyan askerlermiş sanırım. Çok boş görünüyordu ama arkadaşımın dediğine göre içeride birileri varmış.
  
Aslında videolar var blog için çektiğim ama internet o kadar kötü ki yükleyemedim :((
Neyse üzülerek devam ediyorum yazıya.
Buradan sonra o bölgede bulunan turistlerin asıl gezdiği bir çarşıya gittik ve çarşının adını bilmiyorum... İşte arkadaştan anca bu kadar rehber oluyor, sağolsun :D

Çarşı girişinde çok özel duvar yazıları vardı.


Şimdi random çarşı fotoğraları!!




En son da çarşının ünlü kumda kahve içme yerine gittik. Sunum ve mekan aşşşırı güzeldi. Kıbrıs'ın geneli fazla pahalı ama bu mekan standart fiyatlardı hatta ucuzdu. Çünkü muhteşem bir sunuma sadece 8 lira verdik :')
Eğer giderseniz mutlaka uğrayın buraya, zaten kumda kahve dediğinizde herkes gösteriyor nerede olduğunu.



Ve işte Kıbrıs gezim bu kadardır. Yamuk çektiğim fotolarla size aktarabildiklerimmmmm. 
Fotoğraf düzeni çok tuhaf oldu, kesin blogun mobil versiyonunda fotoğraflar çok geniş duracak....
Neyse bu arada daha size bahsetmek istediğim çok şey var ;v;

Bir kitap yorumu, bir dizi bir de çizgi dizi yorumu yazmam gerek bunları tek bir postta mı yoksa ayrı ayrı mı yazayım bana fikir vermek isterseniz yorumlarda bekleriiiim.

Bir sonraki yayında görüşürüz!!

12 Ekim 2018 Cuma

Kızdım kendime


Siz de bazen her şeyi yapabilecekmişsiniz gibi hissedip sonradan çok şey oluyor musunuz? Şey işte, aciz, zavallı, umutsuz, yorgun. Kendimi sürekli bir şeyler planlarken buluyorum. Ama asla hiçbirini gerçekleştiremiyorum. İradesiz miyim imkanım mı yok bilmiyorum ama kendimi çok yetersiz hissediyorum, her alanda. Japonca çalışırım jlpt için, tüm sene bunu beklerim sonra jlpt'ye başvuru yapmam/yapamam. Kursa gitmek isterim, gitmem. Okul topluluklarına katılırım bi heves, etkinlikler başlar gitmem.. Hayatımı daha iyi yapabilmek için adımlar atıyorum ama gerisi gelmiyor. Galiba daha iyi yaşamak istemiyorum. Uzaktan duyan biri "ne güzel çabalıyorsun" der ama hepsi boş...

Hayatta hiçbir şeyi hak etmiyormuşum gibi hissediyorum. Babam sırf ben mutlu olayım diye Kıbrıs'a arkadaşlarımın yanına gitmeme izin bile verdi. Bunu isterken ciddi bile değildim. Şimdi diyorum ki gitmeyi hak edecek ne yaptım, neden mutlu olmam için bir sebep oluştu. Tam olarak durumum şu
"Üzülmem için bir sebep yok ama neden mutlu olayım ki?"

Bunları yazmak bile çok zor şu an benim için. Bir şeyler yapmak istememden bu noktaya nasıl geldim.... yine random takılıyorum işte. Tek başıma gezmeye gitmek istiyorum, sonra tek olduğum için üzülüyorum. Ulus'a gidecektim geçen hafta, Ankara Kalesi'ne çıkmak istedim. Yüksek bi yere çıkmak istedim ama Ulus tehlikeli bir yer tek başıma gitmeye cesaretim olmadı. Sonra sinirlendim, güvensiz bir yerde yaşadığım için çok sinirlendim. Ankara'da kendime ait bir yer olmayışına çok sinirlendim. Kendimi kötü hissettiğimde gidecek bir yerimin olmayışına çok sinirlendim. Ankara'dan gitmek istedim, çok uzaklara. Makedonya geldi aklıma. Güzel bir başlangıç olabilirdi. Hem Türkiye'ye çok uzak değildi, ailemi görmeye gelirdim. Bunu düşününce yine kızdım kendime. Çünkü kaçmak istediğim yere hala yakın olmak istiyordum. Hala aklım buradaydı. O an görünmez, uzuuuuuuuun bir zincir boynumda şakırdadı. Özgür değildim, sadece zincirim gevşek ve uzundu. Nereye gidersem gideyim asla özgür olamayacaktım. Hoş gidebileceğim sanki.. 

Pasaportum yok ki benim.


30 Eylül 2018 Pazar

Şimdi Okullu Oldum

Selamlaaar. Yaklaşık 5 dakikadır selamlardan sonra nasıl yazıya giriyormuşum diye eski yazılarıma baktım bu ne böyle hiç giriş yapmıyormuşum direk pilavı elle yer gibi konuya girmişim bi çoğunda.

Aslında bilgisayarı ödev için açmıştım ama dedim ki niye bloga yazı girmeyeyim ha ha ;) Ve fark ettiyseniz artık bir ÖDEVim var çünkü okula gidiyorum ha ha ;)

Başlıktan da anlayacağınız üzere bu bir üniversite ilk hafta yazısı yeeeeeeeeeeeeeeeeeee


Eğer blogumu uzun zamandır takip ediyorsanız her sene okulun ilk haftası yazısı yazmışımdır ve genelde yazılar son derece üzücü ve talihsiz şeylerle dolu oluyordu VE TAM BUNU YAZARKEN BLOGUMUN DOĞUM GÜNÜNÜ UNUTTUĞUMU FARK ETTİM SH*T neyse artık bir sonraki yazıya. Ne diyordum evet okulun ilk haftası O KADAR GÜZEL GEÇTİ Kİ yani gerçekten şoktayım. Sınıfa ve okula uyumsuzluk yaşamadım, hocalarımı çok çok sevdim ve arkadaş edindim. Şu an hazırlık sınıfında olduğum için sadece iki öğretmenim var ama ikisi de o kadar mğkemmel ki. Bölümüm için çok hevesli olmasam gerçekten uzatırdım hazırlığı o derece gfhfjgd Upper olduğum için son kurda kaldım yani Ocak ayında bölüme geçeceğim inşallah. 

Hocalarımızdan M olan -şimdi isim vermeyeyim ayıp olmasın- o kadar muhteşem biri ki. İngiliz ve Rick and Morty hayranı. Ayrıca youtube kanalı var, yayın falan yapıyor gfjgj. Onunla sohbet etmesi çok keyifli. Türkçe hiç bilmiyor ve 1,5 sene önce Türkiye'ye sevdiği kız için gelmiş wuhuuuuuuuu. Ama kızla ayrılmışlar ve hoca burada kalmış lololo. Hocamız dedi ki "She's so mature, sometimes we're still talking". E bi zahmet yani çocuk o kadar ülke değişmiş kızın az vicdanı varsa Ankara gibi bi yerde tek bırakmaz eski sevgilisini. Neyse işte bu hocayla dersler harika geçiyor günde iki saat ancak 36482638 saat olsun isterdim. Ayrıca sadece ingilizce olduğu için dersler hiç ders gibi gelmiyor. Alışmışım tabii iki senedir deli gibi çalışmaya bi boşluğa düştüm. 

Sınıfımız da fena değil, bi kız var o da aynı benim gibi otome oynayıp anime izliyor. Ama biraz cringe biri Allah affetsin. Ergen biraz. Zaten sınıftaki en büyük ikinciyim galiba herkes 2000'li çok sinirliyim bu konuda hani ünivde kimse aynı yaşta olmayacaktı aaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.

Bir de çarşamba günü Mor ve Ötesi konserine gittim. Daha doğrusu onlar okula geldi fhgfdg Hava aşşşşşşşşşşırı soğuktu ama çok eğlendiğim için üşüdüğümü sadece yolda fark ettim.

İşte böyle sadece 4 ay okuyacağım kitaplara 272 lira vermem dışında ilk haftam gayet güzeldi. Umarım böyle de devam eder. Güzel başladığı için biraz şüphelenmiyor değilim inş dönem elimde patlamaz. 

Ayrıca tüm bu şeyler olurken bir adet j drama "Gakkou no Kaidan" ve kitap "Körlük" bitirdim. Üşenmezsem bunların yorumlarını da yazmak istiyorum. Zaten taslaklarımda geçen hafta izlediğim ve AŞIRI beğendiğim bi dizinin yazısı duruyor, üşenip yarım bırakmıştım. İnş bunlara üşenmem.
 
Tasarım: Şevval & Moka