21 Ocak 2015 Çarşamba

Hemen Almalıyım!

Selaaaaaaaaaam!

Bugün kitap alma çılgınlığımdan bahsedeceğim. Instagram hesabımda da demiştim ihtiyacımdan fazla kitap alıyorum diye..


Kitap okumak bizim içim yemek yemek, su içmek gibi birşey. Hayatımızın temellerine oturttuğumuz bir eylem haline geldi. Okuduğumuz kitap sayısı artıkça, kitap alma ihtiyacımızda aynı oranda artıyor. Buraya kadar her şey normal değil mi? Amaa 2 kitap okuyup 5 kitap alıyorsak ne olacak?


Bu yazıyı tamamen kendimden örneklerle yazacağım. Çünkü herkes benim gibi olmayabilir. Ben önceden elimdeki kitaplar bitmeden asla kitap almazdım. Önce elimdekileri okur, sonradan istediğim kitapları alırdım. Ama bu sene dershanemin kitapçılar çarşısında olmasından dolayı sürekli kitap alıyorum. Bu durumdan da hiç hoşnut değilim ama engel olamıyorum. Örneğin geçiyorum dükkanın önünden raflarda ismini duyduğum herkesin övdüğü bir kitap var! İhtiyacım yok ama alıyorum. Neden çünkü şuan herkes onu okuyor! Hazır yeri gelmişken şunu da demeden geçemeyeceğim. Popüler kitaplarla her zaman sorunum olmuştur. Hangi kitap, seri popüler olduysa ondan nefret ettim, okuyamaz oldum. Çünkü bazı insanların, popüler olmak için kitapları kullanması beni deli ediyor. Ne diyordum hah! Herkes okuyor diye onu alıyorum. Ama "Atlantisli popüler sevmiyordun hani?" dersiniz belki. Doğru sevmiyorum. Ama konusu ilgimi çekenleri de okurum. 


Kitabı aldım. Mutluyum yaşasın kitap aldım falan seviniyorum. Ama eve bi geliyorum, bi bakıyorum ki daha okunacak tonla kitabım var! Ama ben yeni kitap aldım! Hemen başlıyorum dövünmeye! Allahım naptım ben? Neden aldım? Hangi ara okuyacağım? Hepsi birikmeye başladı diye. Hemen oracıkta kendime söz veriyorum " Tamam Atlantisli bitti bu kadar kendine bir daha kitap almayacaksın önce elindekiler bitsin öyle".. Ama maalesef lafta kalıyor. 


Böyle olunca okuma hevesimde kaçıyor açıkçası. İki üç kez bahsettim bu ay okuma sıkıntısı çektiğimden bunun sebebini buldum sonunda! Buymuş meğersem! Ben artarda kitap alıyorum ama okumuyorum. Başlıyorum birine sonra Instagram'da, internette, bloglarda yeni bi kitap görüyorum. O ilgimi çekiyor alıyorum, sonra bir başkası bir başkası.... Bu asla sona ermiyor. E iyi hoş da ben kitap alıyorum ama okumuyorum ki! 


Eğer siz de benim gibiyseniz üzgünüm. Size birşey diyeceğim. Bunu duymaktan hoşnut olmayacaksınız ama... Bizler maymun iştahlıyız. Artık kitap okumak amacını aştı bizler için. Biz neden kitap okuyoruz? Eğlenceli olduğu için, günlük dertleri bize unutturduğu için, oradaki dünya harika olduğu için, bilgi için, öğrenmek için.. Ama biz napıyoruz sadece kitabı alıyoruz, resmini çekiyoruz, Instagram'a atıyoruz... Hayır kitap okumak bu değildir. Kitaplar fotoğrafını çekmek için değildir. Okumak içindir. 


Bunları yazarken farkına vardım. Artık bir daha ihtiyacım dışında kitap almayacağım. Sizlerin önünde söz veriyoruım. Artık kendi maymun iştahım yüzünden, gereksiz yere kitap almayacağım. Eğer siz de benim gibiyseniz. Lütfen düşünün. Dediklerimi ve kendi halinizi düşünün. 


NOT: Artık hepimiz internetten kitap alıyoruz. 50 TL, 75 TL üzerinde kargo ücretsiz diye ben bazen istediğim tüm kitapları aynı anda alıyorum. Bu çok güzel birşey ama istediğim şeylerin hepsine birden aynı anda sahip olmak beni sonradan pişman ediyor. Keşke hepsini aynı anda almasaydım diyorum. İstediklerimi bu kadar kolay elde etmemeliydim diyorum. Bunu da eklemek istedim. Neden bilmiyorum.


KİTAPLI GÜNLER! 

19 Ocak 2015 Pazartesi

Neil Gaiman: Yokyer




Selamlaaar! Sonunda bir kitap bitirdim! Bir... Bir... Bir... Koskoca 20 günde ben bir kitap okudum. Kendimden utanıyorum. Bu ay hiç okuma isteği yoktu içimde. Neyse. Hemmen yoruma geçiyorum!
Unutmuşum yorum yazmayı aylar oldu dhgfhgh


Yazar: Neil Gaiman
Sayfa Sayısı: 376
İthaki Yayınları

Arka Kapak

Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla –şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla– tanıştırır. O artık, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır...


Şuana kadar sadece 3 tane Neil Gaiman kitabı okudum. İlk başlarda kitaba kendimi veremedim. Biliyorum yani okuma problemi yaşadığımı söylemiştim ondan kaynaklı olabilir. 200. sayfadan sonra noldu bilmiyorum kitabı elimden bırakamadı. Birden kurgu akıcı olmaya başladı. 

İlk başta çok üzüldüm gerçekten. Büyük hevesle başladığım kitabın akmaması beni çok üzdü. Sonra tabi ki laflarımı yuttum. O kadar güzel oldu ki anlatamam. Hele sonuu ooof offf yok öyle bir son! O Richard'ın haykırışlarını resmen yüreğimde hissettim. Yok öyle birşey! Buradan Neil Gaiman'ın nasıl usta bir yazar olduğunu anlayabiliriz. Herkesin harcı değildir bu hisleri, yaşatmak.

Kısacası beğendim. Hatta çok beğendim. Kitabın sonunda olanlar bütün sıkıntımı sildi süpürdü. Goodreads te 3 puan vermiş olsam da burda 4 puan vereceğim. Yani 4/5


İnternette de buldum çizgi romanı varmış. İlgilenenler bakabilir .


     

Birde karakterlerin tasvirlerini buldum! Bence harika olmuş. Tam hayalimde canlandırdığım gibi ama sadece alttaki tasvir dshgfj. Üstteki biraz basit kaçmış 




KİTAPLI GÜNLER!







16 Ocak 2015 Cuma

Mimlendim!

Selamlaar selamlaaar! Ne var ne yok? Sınav haftası bitti ama ben hala telafilere girme derdindeyim. Naled olasıca sistem >.<

Bugün ilk kez mimlendim sevgili Kitap Kavanozu tarafından. Fakat arkadaşımız blogunu silmiş :'( Üzüldüm açıkcası. Güzel bi blogu vardı. Umarım işleri bitince tekrardan açar. Çünkü Kitap bloglarını okumayı seviyorum. Bazı sevdiğim bloglar yazmayı bırakıyor ya kahroluyorum :'(

Uzatmadan sorulara geçiyorum!

1) Blog açma hikayeniz nedir?
Okumak istediğim kitaplar olunca ilk işim internette yorumlarına bakmak oluyordu. Ama o kadar azdı ki yorumlayan yetinemiyordum o bilgilerle. Çünkü cidden çok zıt zevklere sahibim. Örneğin Ben Aynı Yıldızın Altında'yı beğenmedim :l. Sonunda yavaş yavaş harika bloglar keşfettim. Renkli KitapYorum Durağı gibi bloglar beni heveslendirdi. Bu iki blog en sevdiğim bloglar gerçekten. Bu bloglarla tanıştıktan sonra ben neden açmıyorum diye düşündüm. Ve karşınızdayım! 


2) Blog isminiz nerden geliyor? 
Açıkcası nerden geldi bilmiyorum ama ilkokuldan beri nickim Atlantisli'dir. Facebook'ta bile öyle adım bu. Çok özümsedim artık. Biri seslense dönüp bakacağım o derece :D. 


3) Hangi mevsimi seversiniz?
Kesinlikle sonbahar!


4) Bu mevsim size neler çağrıştırıyor?
Hayalleri çağrıştırıyor. Sonbahar benim için kesinlikle hayallerim demek. Sanki hayallerimin peşinden, sararmış bir yaprağı takip ederek gideceğim gibime geliyor. Kim bilir belki öyle olur? 


5) Kırmızı Ruj mu Eyeliner mı?
Kullanmasam da eyeliner :D


6) Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Bilgi, birikimden önce cesaret kazandırdı. En büyük korkum internetten insanların beni eleştirmesiydi. Gerçekte olsa etkilenmemem ama internet çok büyük bir ağ. Ondan çekiniyordum. Artık öyle bir derdim yok. Buradan şuanlık az kişi de olsa bir kitleye hitap ediyorum. Bu benim için çok büyük bir başarı. 

7) Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?
Çizmek diyorum :D. Bunu yanıtlayamayacağım üzgünüm. Bu annen mi baban mı demeye benziyor! 


8) Şiir mi, roman mı, hikaye mi?
Roman tabi ki! 


9) En çok etkilendiğin film?
Forrest Gump ve Esaretin Bedeli. Bu iki filmin yeri ben de gerçekten çok ayrıdır. İkisi de mikemmel mesajlar veriyor. Tom Hanks daha fazla film çekmeli diyorum!


10) Hangi tür kitap/film?
Bilim kurgu, Fantastik ve Tarihi kitaplar! Film olarak da Bilim Kurgu ve Tarihi filmler *.*


11) Öğrenci olmak mı iş hayatı mı? 
Yazın 2 aylık bi iş maceram olmuştu. Kesinlikle öğrencilik diyorum! 


12) Kitap okumak mı film izlemek mi?
Her ikisi de! Ama bazen filmi kitaba tercih edebiliyorum. Çok nadir ama.



13)Klasik giyinmek mi spor giyinmek mi?
Tabi ki de spor giyinmek. Ben mezuniyette elbisenin altına Converse giymiş insanım. 


14) Asla almaktan vazgeçemeyeceğin şey ne?
Kitap! Kitap! Kitap!


15) En sevdiğin yemek?
Taze fasulye :D


16) En sevdiğin dizi?
Doctor Who
Doctor Who
Doctor Who ve söyledim mi bilmiyorum
Doctor Who!


17)Özel bir yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
Su veya Ateş i kontrol etmek isterdim sanırım.


!8) Alınacaklar listen var mı? İlk 5'i ne?
Şuanlık yok :s


19)İlk aldığın makyaj malzemesi?
Makyaj yapmıyorum. Ama annem ruj hediye etmişti o sayılır mı? :D

Yapacaklar mı bilmiyorum ama Yorum Durağı'ndan Deniz'i (Ablayı) ve Renkli Kitap'tan Güngör Ablayı ve Kitap Haneden Beyza'yı, Kitap Kolu'ndan Feyza'yı mimliyorum. Kolay gelsin :3







9 Ocak 2015 Cuma

Kitap Karakterleri Hakkında Sevmediklerim

Selamlaar!

Bu sefer kitap yorumlamayacağım. Nedense okuyamadım bu hafta. Halbuki kar tatili falan derken baya da bol vaktim vardı. Arada okuyamama durumu oluyor. Kilitleniyorum. O yüzden şimdi bir etkinlik yapacağım. Kitap karakterlerinin sevmediğim huyları ile ilgili.


Hani bu nasıl karakter dersiniz ya, okuyasınız gelmez, kitabı kapatıp gitmek istersiniz. İşte bakalım o hangi durumlarmış..


1) Karakterlerin kusursuz olma durumu:

Sizde de oluyor mu karakter kusursuz olunca hele ki erkek karakterse ben ayar oluyorum arkadaş! Kıza iltifat etmeler, sürpiz yapmalar falan çok anlayışlı olunca sinir oluyorum :D Buna örnek olarak Hush Hush serisinden Patch'i örnek vereyim! Zekice espiriler, tarz gülümseler, iltifatlar... Ya bi kalk git şurdan. Birazcık kusurlu olur musun?

2) Ana iki karakterden birinin gerizekalı olma durumu:

Hani kitapta bi plan yapılmıştır. Ona sadık kalınacaktır. Ama birisi illa bi çıkıntılık yapar. Ve plana uymaz. Veya bi durumu yanlış anlar. Olayların aslını iyice öğrenmeden kafasına eseni yapar, atarlanır falan. İşte ona da sinir oluyorum! Bi dur önce öğren neler olmuş bitmiş. Sonra yap atarını niye durduk yere iş çıkarıyorsun! Buna da örneği yine Hush Hush serisinden Nora'yı örnek veriyorum. Sessizlik ve Çığlıkta yaptığı gerizekalıca şeyler yüzünden seriden soğumuştum. Her kitaba baktığımda Nora'ya sövmüştüm o derece safdhsgf

3) Bir kızın iki erkek arasında kalma durumu:

İşte kilit nokta! İki erkek karakter vardır. İkisi de birbirinden kibar, centilmen, yetenekli, yakışıklıdır falan filan. Ama ikisi de tek kızı sever! DINININIIIIIM! Kız maldır. Gider biraz birini oyalar gider biraz ötekini oyalar. Ama katiyen birini seçmez! Nefret ediyorum bundaan! Nefreet! Genelde benim sevmediğim karakteri seçer kitaptaki kız. Hay Yarabbim gel de sinirlenme... Buna örnek çok var ama benim en aklımda kalanı Kane Güncelerinden Sadie :( Ahh aah Anubis mi Will mi kaldı kızcağız arada. Ama sonunda ortayı buldu! Thnx God!

4) Gözünün önündeki aşkı başka yerde arama durumu:

Bi de bu var tabi ki! Seven çocuk dibindedir ama kızımız taa fizanda sevdiğini arar. Hiç yakıştı mı beybisi? Bak bi çevrene aç şu alıcılarını! Çocuk türlü şeyler yapar ama tık yok kızımızda ısrarla fark etmez. Veya tam tersidir. Kız sevdalı oğlan fark etmez. Bu maddenin ödülünü de Harry Potter'dan Ron Weasley e veriyorum. Tebrikler Ron 4 yıl boyunca Hermonie nin aşkını görmedin. Brvo yani.

5)Karakterin kendisini naza çekmesi: 

Seçilmiş kişi olduğunu fark eden kahramanımız "Ndn bn! Eve gtmk istyrm!" gibi saçma cümlelerle olayı kabullenememe durumu. Vay efendim neden oymuş, tek istediği sıradan bi hayatmış... Please stop it! Beni kanser edeceksin. Buna da Yeraltı Günlükleri'nden Gregor diyorum. Salak mıdır nedir 5 kitaptır hala alışamadı görevlere hala neden ben deyip duruyo.


İşte bunlar da benim tespitlerimdi. Sizinkiler neler yorum bırakabilirsiniz! İyi akşamlaaar!


2 Ocak 2015 Cuma

Yeni Yıl!

Herkesin Yeni Yılı Kutlu Olsun!!!!



Sevdiklerinizle geçen başarılı, sevgi dolu, bol kitaplı bir yıl olması dileğiyleee  ^^

Tasarım: Şevval & Moka