Selamlar! Baya uzun zaman oldu gerçekten nasılsınız? İnşallah iyisiniz ben kendim için yine uzuuun bir kişisel yazı yazacağım zaten o yüzden direk konuya giriyorum!
,
Prince of Stride
12 Bölüm
Prince Of Stride'ı günceldeyken takip ediyordum ama sonralardan ara vermiştim. Geçen gün finali izledim yorumunu bloga girmek için. Biliyorsunuzdur animeyi tam bitirmeden yorumunu girmiyorum. Prince of Stride diğer spor animelerinden daha farklı bi konuya sahip. Yani farklıdan kastım spor dalı olarak farklı. Basketbol ve Voleyboldan sonra ir koşu temalı anime izledik yani. Koşmayı gerçketen çok ama çok seviyorum ben. Rüzgar saçlarımı uçuruyor falan kendimi çok özgür hissediyorum neyse buna da koşu diye APÜAĞAĞĞA diye bi hızla başladım ama beklediğimden daha farklı çıktı..
Gördüğünüz gifte de gördüğünüz gibi allahuekberlik efektler ve zıplamalar var. tamam spor animesi falan ama cidden bu kadar abartı olunca sevemiyorum ya. Bir de koşu olunca bu kadar abartı efektler olmaz diye düşünmüştüm ama yine aynı Kuroko No Basket'teki gibi yerçekimine falan karşı geliyorlardı dfdgjhgd Ama bu KnB'ye göre daha gerçekçiydi şimdi Allah var.
Yine klasik spor animesi olarak ilk başta yenilme sonra antreman duygular birbirimize ulaşsın falan filan ve final. Normal bir spor animesinde bu tema göze batmaz ama 12 bölüm olduğu için her şey oldu bittiye geldi. Ne ara tanıştınız ne ara antreman yaptınız bana göre kurgu yönünden gerçekten zayıf bir animeydi. Hani 24 bölüm falan olsa tamam eyvallah canıma minnet ama kısa da olunca dediğim gibi her şey oldu bitti.
Zaten finalde yarışın sonunu göstermemelerine hala sinirliyim.. YA SEN FİNALSİN NASIL SONDAKİ YARIŞI GÖSTERMEZSİN! Bu yüzden benden bi -286347 puan daha aldı. AMa ikinci sezon var galiba çünkü finalde öyle bi konuşma geçti bu daha başlangıç gibisinden
Kurgu bakımından ne kadar zayıf olsa da çizimler olarak bir o kadar güzeldi. Renkler ve çizimler konusunda çok başarılıydı. Zaten galiba biraz da çizimler için izledim. Karakterler çok tatlıydı. Ama klasik tavrlardaydı karakterler de. Birisi Kasıntı soğukkanlı -Bknz:Kageyama- Birisi tez canlı neşeli -Bknz:Kise- birisi takımı toparlayan kişi -Bknz: Asahi- Yani karakterler sanki diğer animelerden toplanmış gibiydi. Bilmiyorum aslında her karakter birbirine benzer ama spor animesi diye daha bi takıldım galiba.
İzleyecek animeniz yoksa, spor animelerini ve yakışıklı beyleri seviyorsanız, izlerken sizi gaza getirecek bi anime arıyorsanız keyifle seyredebilirsiniz ancak benim gibi daha gerçekçi animeleri seviyorsanız sizin için orta halli kalabilir ;-;
Selamlar! Nasıl gidiyor? Bakmayın böyle neşeli bir giriş yaptığıma içten içe pöfürdüyorum. Nedenini az çok tahmin edersiniz belki Pazar günkü olay yüzünden... Hayır hayır bu yazı o olayla ilgili olmayacak çünkü bundan iki önceki yazım da bomba ile alakalı ve ben daha fazla bu durum hakkında yazmak istemiyorum.. Ankara'yı bir zamanlar çok güvenilir bulurdum ama şuan... Bilemiyorum benim okuluma çok çok yakın bir yerde oldu olaylar ama Allahtan o gün ben evdeydim...
Neyse başka şeylerden bahsedeceğim. Şimdi bunu iki hafta önceki radyo şeysinde Talha ve Pikaçu'ya anlatmıştım ama siz bilmiyorsunuz tabi size de hemen anlatıyım. 3 hafta önce twitterdan birisi benim de gitmek istediğim bir dil kursuna yazılmış ve bende onun hakkında soru sordum. tanışmış olduk. Birazcık kurs hakkında konuştuk ve bitti. İki hafta sonra işte aynı kullanıcı bana mesaj atmış yazılacak mıyım kursa diye. Bir de orada çok yalnız kalmış çünkü klasik Kızılay öğrenci profili orada da mevcut... Hatırlarsanız belki ben okul değiştiğimdeki şeyleri o da yaşıyormuş. Tiki kızlar falan. Ben de yalnız kalmasın diye -Zaten kurs benim okulumun karşısı- istediği zaman görüşebileceğimizi zaten okullarımızın yakın olduğunu söyledim. Ve ismini sordum demez mi İSMİM CAN diye..... Ben tabi şok oldum orda bi dondum kaldım çünkü ben ÇOCUĞU BAŞINDAN BERİ KIZ ZANNEDİYORDUM! Açıkçası erkek olduğunu bilseydim katiyen kat,yen ve kaaaaatiyen bu kadar rahat konuşamazdım ve ben çocuğa dedim ki BULUŞABİLİRİZ WTF?! Suç bende ama yani önce ismini sorsana.... Ufak bir itiraf zamanı ben erkeklerden biraz hatta baya çekiniyorum. Neden bilmiyorum ama onlarla konuşmak çok zor geliyor... Cumartesi buluştuk zaten ben 2 saatte ecel terleri dökmüş olabilirim. Bi ara dedim herhalde patlayacağım sgjafhgd Neyse ki kötü biri değil kitap okumayı seven iyi birisi.
O da blog açmış 1-2 saat önce bazı konularda yardım istedi. Benim blogum olduğunu biliyor ama sormadı adresimi bi ara cidden korktum çünkü gizlilik konusunda endişelerim var bi de şimdi verseydim adımı falan bunları rahat yazabilir miydim hayır yazamazdım ehehhehe
Bu arada Shuu-san vesilesiyle Japon dizisi izledim ilk kez Kimi Wa Petto'ydu onu da cuma ya da cumartesi bitirmiştim ve SANIRIIM ÖLÜYORUM HELP!11!! O kadar güzeldi ki bi an kalp krizi geçireceğimi sandım. Her şeyin sorumlusu başroldeki oyuncu. Yani Matsumoto Jun. Sonra hiç bi dizi izlemeyip hep o diziyi zirvede bırakmak istedim ancak dayanamayıp rastgele edi büdü kim çıktı yaparak bir diziye başladım konusunu bile okumadan VE NE GÖREYİM ORADA DA MATSUMOTO JUN vardııııııııııı. Ve ben hemen ağağağağa moduna girdim ama o kadar tesadüf oldu ki dedim tamam bu çocuk benim kaderim!!! -Çocuk dediğime bakmayın kendisi 29 yaşında :>>- Tamam fangirl modunumu kapıyorum şimdi. İŞte ben ekrana yapışıp izlerken yorumlara bakmak geldi aklıma. Meğersem başladığım dizi şu Kore'deki Boy Over Flowers var ya onun japon versiyonuymuş. Sonra hemen yan sekmede Kore versiyonunu açtım oradaki karakterlere baktım ve kapadım çünkü Koreliler çok porselen gibi geldi. Daha dizi hakkında demek istediğim çok ley var ama dizi yorumunda mutlaka gireceğim.
Uzuun zaman önce dizi izlemeyi bıraktım çünkü 50 dakika boyunca ekran karşısında oturamıyorum böyle afakanlar basıyor ama mesela Kimi Wa Petto'da öyle olmadı herhalde karakterleri sevdiğimden dolayıydı bilemiyorum. Neyse ne diyordum hah dizi izlemeye şubat tatilinde Ranao'nun önerisiyle Reply 1988 ile başladım ki O HALA KALBİMDE BİR YARA Öyleki o diziden bahsetmek bile nabzımı hızlandırmaya yetiyor...... Bloga yorumunu bile giremedim.. Ama Kimi Wa Petto'dan sonra söz gircem onun yorumunu da. Şuan izlediğim dizinin de finali kaldı onu izlerim birazdan hepsini toptan girerim umarım.
BU arada izlediğim ilk ve tek Kore dizisi olan Reply 1988 üzerine hiiç bir Kore dizisi izlemek istemiyorum çünkü o kadar sevdim ki onu başka diziyi seversem çok üzülürüm. Zİrveyi Aswer Me 1988 ile yapıp bitiricem. Japon dizilerinde de Jun Matsumoto ile devam etmek istiyorum sjdhgdhfgdfhg
Böyle olunca da böyleden kastım fangirllük kendimi çok çok ergen gibi hissediyorum ama napıyım ya elimde değil :C Çok heyecanlanıyorum izlerken bu anime izlerken veya manga okurken de oluyor HAAAAAAAAAAAAAAAAAA manga dedim de aklıma geldi geçen gün gece saat 3'e kadar Horimiya diye bi manga okudum onun da yorumunu gireyim bak unutmuştum. Yaz tatilinde çok manga anime yorumu girdim ama şuan hiç birini yapamıyorum ya halbuki o kadar manga okuyup anime izledim kiii; hep kaldı :cc Kolları sıvayıp taslakların tozunu almalıyım sanırım......
O değil de gerçekten buraya içimi dökmeyi özlemişim baya bi yazdım çünkü. Hoh be iyi ki blog tutmaya başlamışım yoksa içöimde tutmaktan patlardım sanırım.... Neyse kendinize iyi bakın yakın bir zamanda tekrar gelicem ben *w*
EDİT: Bunun depresif bir yazı olacağını düşündüğümden başlığı depresyonik koymuştum halbuki içimi kustuğum bir yazı oldu hmmmm hayret..
Selamlar! Geçen hafta cuma Arkadaş Kitabevinden yaptığım alışveriş kargosu elime ulaştı. Ama hiç ingilizce kitap okuyacak havamda değildim ve baya baya okuyamama sendromuna girdim. Okumak istiyorum ama okuyamıyorum. Napsam napsam diye düşünürken bugün okul çıkışı transa geçmiş gibi kitapçıya gittim ve hiç düşünmeden kitap aldım :D Ama pişman da değilim, aldıklarımı seveceğimi düşünüyorum :')
George Orwell -Neden Yazıyorum;Bende G.O'nun Hayvan Çiftliği var ancak daha okumadım. Bunu da tesadüf eseri rafta gördüm ve inceledim hoşuma da gitti aldım. Zaten incecik bi' şey :3
Sylvia Plath- Ariel ve Seçme Şiirler; YA bunu görünce o kadar sevindim ki çünkü uzun zamandır arıyordum ama bulamıyordum hatta unutmuşum kitabı aniden karşıma çıkınca çok sevinçli oldum :')
Necip Fazıl Kısakürek -Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık; İçini inceleyip aldığım ve merak ettiğim bi kitap oldu. Hiç planlarımda yokken birden bu kitapla kasada buldum kendimi ;-;
Bu da Arkadaş.com'dan aldıklarım. Uzun süredir merak ediyordum ama Am I Normal Yet? tamamen emrivaki oldu, konusunu okuyup aldım. Am I Normal Yet? ve The Manifesto on how to be Interesting'in yazarları aynı ve ben bunu fark etseydim sanırım A.I.N.Y?'yi almazdım .c Farklı yazarlar okumak istiyordum çünkü. Everything, everything ise konusu çok ilginç. Bir kız var böyle rahatsızlığa sahip. Hayatı boyunca hiç evden çıkmamış, özel hasta bakıcıları var. Mikrop kaparmış dışarı çıkarsa türünden bir şey. Sonra kızın evinin karşısına birileri taşınıyor ve olaylar olaylar. Umarım beğenirim *-*
İngilizce kitapların hepsi yalnız "depresyonik" kitaplar intiharlı falan :') Sanırım kafayı yedim :'))
Çok fazla kitap aldığım için sanırım uzun bir süre kitap alamayacağım :C
-2haftasonraaldı-
HAaa bi de D&R'lerde bu ayki indirim köşesinde Kırmızı Kedi Yayınevi, Hasan Ali Yücel Klasikleri ve İthaki var. Çoğu güzel kitap 9.90 :') Kaçırmayın bi bakın derim *w*
Selamlar!! En son yayınımda bahsettiğim radyo şeysini kesinleştirmiş bulunuyorum. Her cumartesi saat 11:00'dan 11:40'a kadar gevezelik edeceğim.
Bu akşamki yayın beklediğimden de iyi geçti. Talha, Pikacu ve iki anonim şahıs dinledi. Anonlardan korktum..... Baya yorumlaştılar ama bana mesaj bildirimi gelmiyordu o kötüydü onu umarım ayarlayabilirim . Bu akşam için çok teşekkür ederim, umarım eğlenmişsinizdir ben çok eğlendim çünkü :33
Selamlar! Dün gece girdiğim yayını hatırlıyorsunuz değil mi? Hah işte sizden çok çok güzel yorumlar aldım gerçekten ne kadar teşekkür etsem azdır. Hiç böyle uygulamaya dökebileceğim aklıma
gelmezdi ama bana destek çıktınız :') Şansıma Talha'nın böyle planları varmış ve o benden daha cesaretli çıktı çat diye açmış radyoyu :D Onun radyosuna göz atmak için talha.caster.fm'e tıklayınız :3
Neyse ben yorumlara bakarken Gizemli Kişilik'den gelen Mixlr önerisine bir göz attım ve TAM ARADIĞIM UYGULAMA OLDUĞUNA KARAR VERDİM. Hemen saniyesinde hesap açıp deneme yayını yaptım ve sonuç başarılıydı *w* Çok çok teşekkür ederim gerçekten kolay ve kullanışlı bir uygulama *-* Sağolsun Talha kendi kullandığı site hakkında da bilgi verdi onu da laptop'a kurmayı düşünüyorum ama chat özelliği falan türünden Mixlr benim için şuanlık önde tabi kii :')
Az önce kendi kendime yayındaydım yani cidden kimse dinlemez diye düşünüyordum bir de uygulamayı kullanan hiç türk görmemiştim. Yayınların hepsi farklı ülkeden zaten. İşte ben kendi kendime konuşuyordum müzik dinliyordum falan birden bildirim geldi 3 kişi dinliyormuş hatta yorum yazmışlar kaç yaşındasın, niye konuşacak kimsen yok, mikrofona yaklaş duyamıyoruz falan diye bunları görünce ben bir panik oldum tabi ki çünküü kimse dinlemiyor diye BAYA BİR SAÇMALIYORDUM.... İşte 20 dakika kadar benim deneme yayını oldu mu size gerçek yayın dhgjfghj Bi panik anı yaşadım kısa süreli ama çok çok eğlenceliydi ne yalan söyleyeyim gece tekrar yapmayı düşünüyorum.
Şuanlık ne zaman yapacağım kesin değil ama 40 veya 20 dakika uzunluğunda yapmayı düşünüyorum. Çok fazla sıkma niyetinde değilim tadında bırakmak ve kimseyi esir etmek istemiyorum sonuçta hepiniz meşgul insanlarsınız :') Mizlr uygulaması hem Iphone hem de Android için var. İndirmeyi isterseniz veya siz de yayın yapmak isterseniz http://mixlr.com/ buraya tıklayıp kolayca üye olup, uygulamayı kullanmaya başlayabilirsiniz. Benim profilim ise: http://mixlr.com/atlantisli/olarak hizmetinizdeyim efendim :3
EDIT: Aksilik olmazsa inşallah bu gece saat 11'de kısa bir yayın yapmak istiyorum, olur da görür belki katılırsınız :')