3 Nisan 2025 Perşembe

Dökülüyor gençliğimin yaprakları

bu aralar japonca pratik yapmak, ve dürüst olmak gerekirse sıkıldığım, için discord gruplarında takılıyorum, eskilerden kalma bir alışkanlık. 20'lerin ortasında discord gruplarında gezmek.. fosil gibi
hissettiriyor insanlar benim dc kullanmaya başladığım yaştalar AAHH AHH ben de sizler gibi üni tatilinde burada takılırdım diye nene gibi hissediyorum kendimi.

yaşlandıkça gençliğimizden kalma hobileri yapmak utanç mı vermeye başlayacak sık sık bunu düşünmeye başladım... bu utanç kısmı da ergenlerin tepkilerinden geliyor, maalesef yirmili yaşları çok gözlerinde büyüttükleri için sanki 25 yaşındaki biri otomatik 9-5 işine girip, çoluk çocuğa karışması gerekiyor gibi düşünüyorlar. haklılık payı da yok değil, açıkçası random bir haftasonu akşamı discord'ta takılmak yerine ben de sanırım partnerimle, ailemle, eşimle dostumla takılmak isterdim. 

bilhassa yalnız hissetmediğimin altını vurgulamak isterim. Beni üzen, çevremdeki herkesin ilişkisini öncelendirdiği ve arkadaşlığın artık bi tık geri planda kaldığı o yaş aralıklarına girmiş olmamız. artık ilk telefonlar bana değil, erkek arkadaş/nişanlılara yapılıyor, tatil planları onlarla, bi şey yapılacaksa onlar da göz önüne alınıyor :''''''''''''')) arkadaşlarım için öyle geçmişten bi eleman olmuş gibiyim. bu konuda liseden en yakın arkadaşıma çok kırgınım ne yazık ki. özellikle ben almanya'ya geldiğimde beni o kadar yalnız bıraktı ki, bunu konuşmuş olmamıza rağmen de bir şey değişmedi üstüne doğum günümü de unuttu... en son konuşmamızda bana gülerek mutlu olup olmadığımı sordu, ben de "her sabah hezeyanlar içinde uyanıyorum yine mi uyandık diyerek" diye yarı güler şekilde yanıtladım. o da güldü geçti. sonra konu yemek yapmaktan açıldı, arkadaşım hiç yemek yapmaz hep makarna yer, artık düzgün bi şeyler pişir falan diye takılırken bana "sen sağlıklı besleniyorsun, ama makarnayla beslenip de mutlu olan da benim atlantislicim" gibi bi cümle kurdu. o an şaka olarak dedi bunu ama o kadar üzdü ki bu cümle... 

benim de iyi giden bir ilişkim, düzenli işim, ev ve arabam olsaydı mutlu olur muydum?

yalnızlığa alıştıkça hayatıma daha da birini alamamaktan korkuyorum. 2 yıldır tek yaşıyorum, doğru düzgün bir ilişki/flört deneyimim yok ve ne YAZIK ki yalnızlığımla memnunum şu an biriyle olma düşüncesi çok yorucu geliyor. ama çevremdeki herkesin yavaş yavaş hayatını kurmaya başlaması beni streslendirmeye başladı. geçen senelerde annemin üniversiteden arkadaşı bize ziyarete gelmişti, hiç evlenmemiş, görüştüğü biri de yokmuş. abimle bana o kadar gıptayla bakmıştı ki anneme de sürekli ne güzel, ailen var demişti içim burkulmuştu.

ben de mi hep başkalarının mutluluğuyla mutlu olacağım? sokaktan yürürken ışıkları yanan pencerelerden içeri bakıyor gibi hissediyorum. evet yürüyorum, ilerliyorum ama ÇOK dışarıdayım.

öyle işte.. belki bir gün ben de kendi evimin ışıklarını yakarım. 

4 yorum:

  1. ''Ben de mi hep başkalarının mutluluğuyla mutlu olacağım...Sokaktan yürürken ışıkları yanan pencerelerden içeri bakıyor gibi hissediyorum. Evet yürüyorum, ilerliyorum ama çoookk dışarıdayım. Öyle işte.. belki bir gün ben de kendi evimin ışıklarını yakarım.'' Kaç kere okudum biliyor musunuz.. Sanırım aynı hislerle ayrı yollarda yürüyoruz bende öyle hissediyorum hem de kalabalıkların içinde..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, duygudaş olmamıza sevindim mi desem üzüldüm mü desem bilemedim :'') Umuyorum ki en kısa zamanda evlerimizin ışıklarını yakarız. Sevgilerle.

      Sil
  2. Hello, tekrar yazılarını okumak çok güzel. O kadar güzel yazmışsın ki bana düşündürdüklerini yoruma nasıl sığdırsam diye kara kara düşündüm. Ben de zamanında sandım ki “ilişkiler” insanı yalnızlıktan kurtarır. Ama meğer bazen ilişkilerin içinde bile çok daha derin bir yalnızlık olabiliyormuş. Üç yıl süren uzak mesafe bir ilişkim vardı; içinde sevgi de vardı ama ben çoğu zaman yalnızdım. Yalnızlığımı, çok sevdiğim arkadaşlarım sayesinde görememişim. Şu an yeni bir ilişkideyim, yalnız değilim. Şimdi de nedense biraz pişmanlık hissediyorum. Genç ve özgür olmak sanki daha doğru, partnerimi sevmediğimi söylemiyorum, gerçekten seviyorum ama ben yalnız beni daha çok seviyorum. Bunu da evde kendi kendime vakit geçirirken, dışarıda dolaşırken farkediyorum. Matematiğim doğruysa 1-2 yıl yalnızdım, ve o kadar alıştım ki gerçekten. Şu anki ilişkim çok kolay başlasa da alışa sürecim hala devam ediyor, gerçekten yorucu. HELE erkek bireyler çok geç olgunlaşıyor, toplumun da onlara yüklediği normları kırmak zor. Neyse öyle biraz benim de kafam karışık, niyetim teselli değil, sadece yazını okumak bana bunları düşündürdü. Niye 1 saat boyunca yorum yazmaya uğraştım hiç sorma, ben biraz farklı açıdan baksam da yalnız olmadığımı hissettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa merhabalar!!! :''))
      Öncelikle bu uzun ve içten yorumun için çok teşekkür ederim, sanırım yazarken senin de kendinle yüzleştiğin bir yorum olmuş :D Kendinle vakit geçirmeyi sevdiğin için kötü hissetme, insan kendini o yalnızlıkta tanıyor. Belki sen de "yalnız ben" dediğin kendinle yeni tanışıyorsundur ve onu daha yakından tanımak istiyorsundur :') Umarım en kısa zamanda bu bahsettiğin "alışma süreci" senin için kolaylaşır ve çok mutlu olursun <3

      Sil

Tasarım: Şevval & Moka