8 Ocak 2020 Çarşamba

2020 Klasik Kitap Okuma Maratonu #kom2020

Merhabalar!! 

Bu sene Okuyan Muggle'ın Klasik Okuma Maratonuna ben de katılıyorummmmmm,  dürüst olayım hayatımda okuduğum türkçe klasikler iki elin parmağını geçmeyeceği için bu maratonu daha çok türkçe odaklı kitaplar üzerine ilerletmeyi düşünüyorum. Şu an elimde okumak istediğim bazı Türkçe klasikler var ancak final ayım olduğu için hepsini okuyabileceğimi sanmıyorum :') Özellikle Ahmed Hamdi Tanpınar kitaplarını daha müsait olduğum bir zamana saklıyorum ki hakkıyla okuyabileyim. 

Ocak Ayı içinde okumayı planladığım kitaplar:


1) İçimizdeki Şeytan -Sabahattin Ali
2) İnsanlığın Dirilişi -Sezai Karakoç
(bu ikisini klasik olarak aldım alttaki kitaplar klasik sayılıyor mu pek emin değilim ama bence sayılmıyorlar hmm)
3) Oğullar ve Rencide Ruhlar- Alper Canıgüz 
(bu kitabı Kağıt Salıncak'ın blogunda gördüm ve hemen okul kütüphanesinden aldım, okumak için sabırsızlanıyorum!)
4) Kiyoto -Yasunari Kawabata 
(Bu kitabı aylar önce nadirkitap.com'dan almıştım, fazlasıyla eski ve ilginç bir kitap gibi duruyor)
5)Circe -Madeline Miller
(Bunu da bu aralar çok gördüm, ve tablete pdf'sini indirdim. Umarım beğenirim, hakkında çok olumlu yorumlar duydum)

Kitapları okuyunca yorumlarını mutlaka bloga gireceğim :))
Herkese iyi haftalar!!

4 Ocak 2020 Cumartesi

Bu blogda 2020


YETER bu kadar depresif ve melankoli oluşum, 2020'de bloga kitap ve film yorumu girmeye geri dönüyorum. Bu blog amacından saptı ey ahali! Artık toparlanma zamanı. Yeni bir yıl eski blog düzeni :'))) Bu akşam 2020'de izlediğim ilk film yorumunu gireceğim hehehe

Bu arada 2019'da toplam 54 film izlemiş, 18 kitap okumuşum,,,, Yazuk sana Atlantisli... 2020'de 60 kitap okumayı planlıyorum. Umarım başarabilirim. Ayrıca Gözde'nin Klasik Okuma Maratonu'na bu sene ben de katılıyorum. 

2020 umarım hepimiz için çok güzel geçer!!

31 Aralık 2019 Salı

sevgili 2019


12 ayın şu son 4 ayında sanırım uzun zamandır ilk defa kendimi hissiz hissetmedim. Üzüldüm, ağladım, öfkelendim, sevindim, sevdim ve sevildim. Hiç deneyimlemeyeceğimi düşündüğüm hisleri deneyimledim. Kısacası ilk kez bir insan gibi hissettim. İlk kez 21 yaşımda bu duyguları yaşadım, aslında biraz üzücü bu tür şeyleri daha yeni tatmak ama biliyorum herşeyin yeri ve zamanı var. 

Ocak-Şubat ayları fazlaca inişli çıkışlıydı. Yeni arkadaş ortamı, aile sorunları, part time iş aramam... Çok fazla şey oldu ve sanırım yılın böyle başlaması beni biraz umutsuzlandırdı.

Mart-Nisan-Mayıs-Haziran okul sebebiyle yoğun ve benim iç çekişmelerimle doluydu. Yapmam dediğim şeyleri yaptım, kendime kızdım ve kendimi affetmedim.

Temmuz-Ağustos uh düşüncesi bile canımı sıkıyor. Yaz tatili olduğu için rahatlamam gerekirken ailevi sorunlarla dolu bir 2 ay olmuştu. Ne gezdiğim yerlerde eğlenebildim ne de dinlendim.

Eylül... Ah bu Eylül :')) Hayatımda bir dönüm noktası oldu sanırım. İlk kez birinden hoşlandım ve bir ilişkim oldu. Uzak mesafe ilişkisi olsa bile çok güzel bir iki ay geçirdim ve kendimi tanıdım. Bir ilişkiden ne beklediğimi, nasıl biriyle olmak istediğimi bu tür şeylerin cevaplarını buldum. Benim için tatlı bir deneyim oldu.

Ekim: direksiyon dersleri yüzünden her hafta ağladığım bir ay.

Kasım ayrılık ayı oldu benim için. Ama sanırım en seviyeli ayrılık benimkisiydi. Kavgasız ve dövüşsüz. Birbirimize son sözlerimiz seni seviyorum oldu :') İkimiz de bitirmeniz gerektiğini biliyorduk. Sanırım yetişkin olmak bu demekti, hayat hakkında üzücü de olsa bir karar alabilmek. Kızgın veya mutsuz değilim sadece biraz kırgınım. Yarım kalmışlık hissi var içimde. 

Şu son ayları bu duygusal iniş çıkışlara rağmen gayet başarılı idare ettiğimi düşünüyorum. Bu şeylerin okul hayatımı etkilemesine izin vermedim ve aşkla işi birbirinden ayırdım hehehe. Bu sene ilk defa akademik hayatım için bir amaç edindim. Her ne kadar umutsuz olsam da bunun için neler mümkün diye sorup, evrenden cevap bekleyeceğim.

Bu yıl mental olarak büyüdüğümü düşünüyorum. Hala iç çatışmalarım çok sık olsa da artık akışa müdahale etmemeyi öğrendim (Hala müdahale etmek istediğim bir konu var ama onun 2020'de hallolacağını düşünüyorum,,, inşallah,,,)

2020'den umutluyum, bahar tekrar gelecek buraya☆

Sevgili 2019
Üzüntülerle ve mutluluklarla benim için unutulmaz bir yıl olduğun için teşekkür ederim.

HERKESE MUTLU YILLAR!!

22 Aralık 2019 Pazar

Sağlık Olsun.

   Gün sayıyorum bu yıl bitsin diye ama bir türlü bitmiyor ve haftalar azaldıkça buna orantılı olarak dert tasa da artıyor :'))

   Bu hafta tam bir başarısızlık haftasıydı. Gecemi gündüzüme katarak çalıştığım dersten beklediğim notu alamadım ve kelimenin tam anlamıyla bir it gibi çalışmıştım, notumu öğrenince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Uykusuz kaldığım geceler, tuttuğum notlar hepsi yok oldu bir anda. Eskiden hep çalışınca olur gibime gelirdi, çalışınca da olmuyormuş. Artık sadece sağlık olsun diyebiliyorum. Sağlık olsun.

   Ehliyet sınavından kaldım bugün. Her derste ağlıyordum zaten çok stresliydi benim için. Annemler için üzüldüm, ne kadar onların zoruyla gitsem de boşu boşuna para verdiler. Neyse sağlık olsun.

  Haftanın başında politika sınavım vardı, bir kız beni tam 6 saat kütüphanede tutup kendi ödevini yaptırmaya çalıştı ve zayıf biri olduğum için hayır diyemedim, sınava çalışacak zamanımı harcadım. Ertesi gün de aynı kız tek tek yazdığım 14 sayfa notumu fotokopi çektirip, yazdığım makalenin son paragrafını kopyaladı.. Yine bir şey diyemedim. Benim suçumdu, sağlık olsun.

   Cuma günü aynı dersin quizi vardı, çalışmıştım ama hocamız sadece bir soru sordu; onu da yapamadım. Elimden geleni yapmıştım, sağlık olsun.

   Çok ve çok fazla yoruldum. Ağlayarak gittiğim direksiyon dersleri, gecelere kadar çalıştığım sınavlar ve emeklerimin karşılığını alamam. Hayat hep kolay gitmeyecek biliyorum. Sağlık olsun....

8 Ekim 2019 Salı

08/10/2019

artık hiçbir şeye yüzüm yok ne buraya yazmaya ne de twit atmaya
sürekli yanlış bir şeyler yapıyormuşum gibi hissediyorum
ne yaparsam yapayım annemleri memnun edemeyeceğim
ben mutlu olunca başkalarını mutsuz ediyorum
kendi kişiliğimi unuttum, hani çok klişe bir laf vardır ya uzun zaman maske takınca altındaki kişiyi unutursun diye işte öyle bir his, o kadar uzun zamandır kendi düşüncelerimi, isteklerimi bastırdım ve olmadığım biri gibiydim ki artık kim olduğumu hatırlamıyorum.
Hep mi böyleydim yoksa daha mı yeni ayrımına varıyorum bazı şeylerin?
Ne zamandan beri olmazlarım olur olmaya başladı, yoksa olmazlarım her zaman olurdu ama ben mi farkında değildim?
Neden her şey eksik hissettiriyor?
ya da
ne zaman tam hissedeceğim?

bu blogda yaklaşık 5 senedir yazıyorum ve giderek yazılarım daha da depresif oluyor. Asla toparlayamıyorum kendimi ve buna kendim sebep oluyorum biliyorum. Kendime çok kızıyorum, hem de çok.

Keşke 2015'e dönsem ve her şeye yeni baştan başlasam.
Tasarım: Şevval & Moka